12:48:51  22 Ağustos 2014 Cuma


Ömür Gedik ideal erkeği buldu: Batuhan Karacakaya

Anladım, ne varsa gençlerde var. Ben ideal erkeği buldum; genç kızların sevgilisi Batuhan Karacakaya...
03 Mart 2013 Pazar, 14:51:37


Ömür Gedik ideal erkeği buldu: Batuhan Karacakaya

14 Şubat’ta sevgilisi ile kameralara yakalandığı için ağlamış. Ama kendisi için değil, sevgilisinin ailesi kızdı ve o üzüldü diye. Batuhan hassas bir genç, çok da utangaç... Fotoğraf çektirirken bile kızarıyor. Ve bir o kadar da romantik. Doğum gününde sevgilisini Yıldız Parkı’na devat edip, onun için ağaçları içlerinde sevgi sözcükleri, şiirler yazan zarflarla süsleyecek kadar. Sondan bir önceki zarfta, “Bir sonraki zarfta yazanları sevgiline sarılarak oku” diyor üstelik. Gel de sarılma!

Twitter’a Batuhan Karacakaya ile röportaj yapacağım diye yazdım, soru yağmuruna tutuldum. Yazanların çoğu da genç kızlardı. Henüz 17 yaşında olup bu kadar hayranın olmasına şaşmamak lazım aslında. Yakışıklı, popüler ve hep göz önündesin. “Bıçak Sırtı”, “Aşk-ı Memnu” ve şimdi de “Umutsuz Ev Kadınları”... Aralardaki sinema filmleri “Aşk Tesadüfleri Sever”, “Dersimiz Atatürk”, “Bekle Beni” ve “Uzun Hikaye” de cabası. Hoşuna gidiyor mu tanınmak? Tadını çıkarıyor musun?

- Yok, pek sayılmaz. Mesela alışveriş merkezlerine gidemiyorum. Gidince kafamı kaldıramıyorum. Arkadaşlarımla yürüyorum kafam hep önde, öyle alıştım artık.

İlginçmiş. Başkası olsa havasından geçilmezdi. En çok neden rahatsız oluyorsun peki?

- Arkadaşlarımın bana ünlü gözüyle bakmasından... Lise 1’de okul değiştirdim. Önde oturuyorum, herkes geliyor kapıdan bana bakıyor, tüm okul beni konuşuyor, acayip rahatsız oluyorum, kötü hissediyorum. Zamanla onlar da alıştı tabii buna. Benim arkadaşlarımdan kimse bana dizi ya da röportaj muhabbeti açamaz. Kendimi unutturmaya çalışıyorum.

Çocukluğunla ilgili ilk neyi hatırlıyorsun?

- Yürüdüğümü. İlk kez kalorifere tutunarak ayağa kalkmıştım, çok iyi hatırlıyorum.

Nasıl bir ailede büyüdün?

- Annem, babam ve 11 yaşında bir kız kardeşim var. Annem ev hanımı, babam da inşaat işi ile uğraşıyor. Oyunculuk teklifini ilk alan kardeşimdi aslında. Sarışın, mavi gözlü bir kız. Yolda yürürken bir gün annemin arkadaşı “Kızını ajansa yazdırsana” dedi, sanki ben orada hiç yokmuşum gibi.

Kıskanıyor musun kardeşini?

- Yok, öyle bir kıskançlık olmadı hiç... Ama başka kardeş istemem. Annemler şimdi soruyor “Bir kardeş daha ister misin?” diye. O ilginin dağılacağını hissettiğim için istemiyorum.

Anne-baban otoriter midir?

- Annem duygusal, babam çok mantıklı. Kurallar koyar.

Kural koymayan baba olmaz zaten. Nelere izin vermez mesela baban?

- Bu işlere başlarken babam bana “Hiçbir zaman kendini beğenmişlik yapmayacak ve takdirden de aşağı düşmeyeceksin!” demişti. Annemler sözleşmeye “okuldan izin alınmayacak, hafta sonları çalışacak” şartı koyuyorlar zaten. Böyle hedefler koyuncu derslere de yoğunluk verdim. Her dönem takdir getiriyorum.

HAVALI DEĞİL AKSİNE ÇOK UTANGACIM

Ailenin en çok üstünde durduğu konu nedir hayatında?

- Havalı olmamı hiç istemediler.

Sen de öyle olmamışsın zaten.

- Evet ben zaten öyle değilim. Aksine hâlâ birisiyle fotoğraf çektirirken elim titrer, bir mekana girerken kızarırım.

Eskiye göre daha mı zor hayatın? Bir yandan okulda takdir alma zorunluluğu, diğer yandan oyunculuk...

- Ben eğleniyorum. Sete de kursa ya da dershaneye gider gibi gidiyorum, orada da ders çalışıyorum.

İlk kamera karşısına geçtiğin anı hatırlıyor musun?

- “Sağır Oda”da bir Türkmen çocuğu oymamıştım, 5 dakikalık bir roldü. Ben yedektim aslında. Diğer çocuk ateşlenince onun yerine oynadım. Çok duygusal bir sahneydi, teröristler arkamda kamyon patlatıyor, kardeşim ağlıyordu. İlk sahnede ağladım. “Bıçak Sırtı”nın yönetmeni Selim abi o sahneyi izleyip “Ben bu çocuğu istiyorum” demiş. Şans işte...

İlk kez kamera karşısına geçip nasıl ağladın peki? Damla mı damlattılar gözüne?

- Kendim ağladım, role girerek. Henüz 9 yaşındaydım. Yüzüme kan atmışlardı, onun o tadının iğrençliğinden de ağladım biraz.

FİKRET KUŞKAN BABAM GİBİDİR

Oyunculuk eğitimi alıyor musun Batuhan?

- “Bıçak Sırtı”ndayken almıştım biraz. Ama benim her anım aslında eğitim gibi. 5 yıl oldu bu işe gireli ve her günüm eğitimle geçiyor. Fikret Kuşkan benim babam gibidir cidden.

Baban bozulmasın bu sözüne?

- Bozulmaz, biliyor.

Taklit ediyor musun birlikte oynadığın usta isimleri?

- Taklit değil de şöyle bir durum var; mesela Fikret abi çok üzüldüğünde gözünde bir seyirme olur. Bir baktım hüzünlü sahnelerde benim de gözüm aynı onunki gibi seyiriyor. O yüzden bana nasıl güldüler anlatamam.

Hem “Bıçak Sırtı” hem de “Aşk Tesadüfleri Sever”de Mehmet Günsür ile birlikte oynadın. Onunla ilgili neler söyleyeceksin?

- Mehmet abi gibi olsam, başka ne isterim. Çok mütevazı. Sete gelir, herkesi teker teker öper, öyle sahneye girerdi. Çok yardımsever, çok iyi biri.

Beren Saat?

- O da çok samimi ve mütevazı. “Aşk-ı Memnu”dayken ben Hilal abladan fırça yerdim güldüğüm için. Herkes gülerdi aslında, ama küçüğüm diye bana bağırırdı. Üzülürdüm, enerjim düşerdi. Beren abla da beni teselli etmek için “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla yapıyor, dert etme” derdi.

Kıvanç Tatlıtuğ peki?

- Çok iyiydi ama garip tepkileri vardı. Beni güldürmek için değişik sesler çıkarırdı, çok gülerdik birlikte. Hatta güreşirdik. İyi bir bağımız vardı.

Yaşadığın ilginç bir olay var mı Kıvanç abinle?

- Beni bir keresinde çok ağlatmıştı. Bir sahnede saçları sıfıra vuruluyordu. Ben de gülmüştüm o haline. Bana “Oğlum sen bana gülüyorsun, ama yazarlarla konuştum iki hafta sonra senin de saçın kesilecek” dedi. Ben de saçıma çok önem veririm, oturdum ağlamaya başladım.

Rolüne nasıl hazırlanıyorsun?

- Hafızam ve hayal gücüm kuvvetli. Sahneye başlamadan önce okur, kamera karşısında hayalimde canlandırdığım şekliyle oynarım. Nebahat Çehre de geçenlerde bir programda “Bunu bir Batuhan yapıyor, bir de ben” demiş.

Bir sürü ağlama sahnen oluyor. Hepsinde gerçekten gözyaşı dökebiliyor musun?

- Ağlayabildiğim kadar ağlıyorum, ağlamayadıklarımda viks kullanıyoruz. Kirpiklerim çok uzun, acıyor sürerken, onu kullanmamak için kendiliğimden ağlamayı tercih ediyorum.

Nasıl ağlıyorsun peki? Bir şey düşünerek mi, role girerek mi?

- “Bıçak Sırtı”nda bir kez denemiştim acı şeyler düşünerek ağlamayı. Kardeşimi kaybettiğimi düşündüm, hüngür hüngür ağlamaya başladım. Felaketti. Ondan sonra hep role girerek yapmaya başladım.

BOYNUNU OKŞAYAN HAVAYMIŞ GİBİ ÇEK BENİ İÇİNE!

Çok hayranın olduğunu biliyorum. Sevgilin var mı peki? Özel biri?

- Twitter’a göre beş tane ama gerçek hayatta bir tane var. Geçen gün yakalandık zaten. Akmerkez KFC önünde yakalayıp romantik akşam yemeği yazmışlar. Tenha yer dedikleri yer Akmerkez yani.

Üzüldün mü yakalandığına?

- Ailesi sevgilimi kızdı diye çok üzüldüm.

Utangaç olduğunu söyledin. Romantiksindir de sen!

- Fazla romantiğim. Ciddi ciddi şiir yazıyorum. Geçen yıl İstanbul genelindeki bir yarışmada aldığım birinciliğim var.

Romantik olmak adına neler yaparsın sevdiklerin için?

- Benim sevgilimle buluştuğum yer Yıldız Parkı... Sürpriz yapmaya bayılırım. Benim doğum günümde, sabah kalktım erkenden, annemden bana bir sürü zarf almasını istedim. Notlar yazdım kağıtlara, zarflara koyup ağaçlara yapıştırdım. Aksilik, tenha olan Yıldız Parkı’nda bir sürü insan vardı o gün. Şanssız bir insanım. Herkes zarfları soruyor, “Sevgilim için hazırladım” diyorum. Çok utandım ama... Neyse ki kız arkadaşım geldi sonunda. Elini tuttum, yürüyoruz, ilk ağaca geldik, “Aaa mektup yazmış biri” dedi. Ben “Aç” deyince, “Boşver, milletin özeli” demez mi! İlkini zorla açtırdıktan sonra anladı. Finaldeki zarflardan birinde “Sana en yakın erkeğin sol cebine bak” yazdım. Heyecandan sağ cebime baktı. Sonraki zarfta “O kağıttakileri en yakınındaki erkeğe sarılarak oku” diyordu.

İLLE DE CİNSELLİK OLSUN DİYE BİR HEVESİM YOK

Nasıl kızlar seversin? Şu anda birlikte olduğun arkadaşının en belirgin özelliği ne?

- Şu ana kadar sadece üç kız arkadaşım oldu. Hep uzun ilişkiler yaşadım. Her kızla çıkmak yerine tek olsun, özel olsun isterim. Doğal, kendini beğenmemiş kızlardan hoşlanıyorum. Sade olmaları önemli.

Bu konuda da Kıvanç abinden etkilenmişsin sanırım. O da makyaj yapmayan, sade, topuklu ayakkabı giymeyen kızlardan hoşlandığını söylemişti geçen gün.

- Olabilir.

Gençlerin cinselliğe bakışı nasıl sence? Ve tabii senin?

- Bazıları sadece onu düşünüyor. Bense çıktığım kızlarla hiç böyle şeyler düşünmedim. Olacaksa olur zaten. Her şeyin bir zamanı var. İlle cinsellik olsun diye bir hevesim yok.

Kendini özellikle koruduğun şeyler var mı?

- İçki, sigara... Nargile dahil, asla elimi bile sürmem. İçenlerle de arkadaşlık etmem. Sigara içenlerle görüşmüyorum.

Nasıl müzikler dinliyorsun?

- David Guetta, Rihanna dinlerim. Türkler’den slow şarkılar... Sertab Erener’in tüm şarkılarını seviyorum. Duman, Emre Aydın, Şebnem Ferah ve RED şarkılarına da bayılıyorum.

Fastfood gençler arasında moda. Sende?

- Annem iyi beslenmeme özen gösteriyor ama tabii ben de fast food yiyiyorum. Ama kola içmiyorum. Bol bol spor yapıyorum.

Üniversitede ne okumak istiyorsun?

- Mimarlık ya da hukuk. Ama oyunculuk da sürsün istiyorum. Bunları bir arada götürebilmek en büyük isteğim.

Sevgililer Günü’nde ne yapmıştın?

- Basılmıştık işte... Yakalanmıştık sevgilimle.

En son neye ağladın, hatırlıyor musun?

- O haberden sonra kız arkadaşımın ailesi fazla tepki vermiş. O ağladı diye ben de ağladım. Çok üzüldüm, ne yapacağımı bilemedim.

OSMAN SINAV BANA BAĞIRDI

Hem dizilerde hem de sinemada rol aldın. Nasıl bir fark var aralarında? Geçişlerde zorlandığın oldu mu?

- “Umutsuz Ev Kadınları”ndaki yönetmenimiz Merve Girgin “Uzun uzun oyna” derdi. Ben de ona alıştım, zaten çok da seviyorum öyle oynamayı. Daha sonra sinema setine gittim. “Uzun Hikaye”yi çekerken bir sahnede kız geçecek, biz de ona bakacağız. Ben baktım, baktım... Osman Sınav “Kestik” diye feryat etti. “Oğlum ne yapıyorsun, bu dizi değil ki, iki saatte bitireceğiz filmi, sen iki saattir bakıyorsun” dedi. Dizilerden sonra biraz zorlandım ama daha konsantre ve kısa oynamayı öğrendim “Uzun Hikaye”yi çekerken.

Oyunculukta bir hedefin var mı?

- Annem “Oscar alırsın inşallah” diyor. Oscar’ı bilmem tabii ama oyunculuğumla bir ödül almayı çok istiyorum.

Röportaj: Ömür GEDİK Fotograflar: Selçuk ŞAMİLOĞLU

Etiketler



Yorumlar (0)

Bu habere henüz hiç yorum yazılmamış. İlk yorumu yazmak için aşağıdaki alanı kullanabilirsiniz.

Yorum Ekle
Adınız :
Mesaj :
gönder







Türkiye Haritası