21:43:41  24 Nisan 2014 Perşembe

MEDYA / Siyaset Meydanı’nda unutulmayacak konuşma



Siyaset Meydanı’nda unutulmayacak konuşma

Selahattin Demirtaş’ın konuk olduğu programda, sabit yorumcular arasında yer alan eski Diyarbakırspor futbolcusu Barış Karabıyık, Siyaset Meydanı’nın unutulmazları arasına giren bir konuşmaya imza attı.
15 Nisan 2011 Cuma, 10:08:30
Siyaset Meydanı’nda unutulmayacak konuşma

Siyaset Meydanı'nın dün gece yayınlanan bölümünün konuğu BDP eski Eşbaşkanı ve Hakkari Bağımsız Milletvekili adayı Selahattin Demirtaş oldu. Demirtaş, Kürt sorununun çözümü konusunda BDP'nin ortaya koyduğu önerileri savunurken, stüdyoda bulunan 24 daimi yorumcu zaman zaman Demirtaş'ı soruları ile zor durumda bıraktı.

İŞTE SİYASET MEYDANI'NA DAMGASINI VURAN YORUMCU

Ancak öyle bir yorumcu vardı ki,  cesur yorumları ile Siyaset Meydanı'nın 17 yıllık tarihinin belki de en cesur yorumlarına imza attı.

"BABASI TÜRK, ANNESİ KÜRT GARİP VATANDAŞLARDAN BİRİYİM"

Yorumları ile Siyaset Meydanı'na damgasını vuran o isim aslen Adana Kozan'lı olan ve 1993-1995 yılları arasında Diyarbakırsor, ardından da Kayserispor formasını giyen eski futbolcu Barış Karabıyık. Konuşmasına "Ben de bu ülkenin babası Türk, annesi Kürt olan garip vatandalarından biriyim" sözleri ile başladı.

Kendisinden önce bazı yorumcuların Selahattin Demirtaş'la sert polemiklere girmesine ve stüdyoda bulunan yorumcu ve izleyicilerin kendi görüşlerine yakın kişilerin konuşmalarının ardından alkışlarla bu fikirleri savunmalarına göndermede bulunan Barış Karabıyık, Kürt sorununun çözümü için çok cesur bir öneride bulundu.

ASIL CESARET

Karabıyık, BDP'li politikacıların Doğu ve Güneydoğu'daki konuşmalarında PKK elebaşı Anbdullah Öcalan için "sayın" ifadesini kullandıkalrını ve diğer bazı politikacıların da bölge dışında yaptıkları konuşmalarda Öcalan için "bebek katili" ifadesini kullandıkalrına dikkat çekti.

İşte Karabıyık'ın Kürt meselesinin çözümü için bir zihniyet devrimi niteliğindeki önerileri:

"Kürt-Türk meselesinin çözümündeki en büyük problem işte bu gördüğünüz alkışlar. Bu alkışlara siz de sevdalısınız maalesef, bu alkışlara bazı arkadaşlarımız da sevdali maalesef. Bu çok üzücü. Buradaki asıl cesaret şudur. 70 bin nüfuslu bir şehirde, etnik olarak yaşayanların hepsinin türk ulusundan geldiği bir yerde esnaflık yapıyorsanız, hergün onalrla karşı karşıyaysanız, işte orada Abdullah Öcalan'a teröristbaşı diyememek büyük cesarettir. Aynı zamanda sizin de bu taraftaki 60 milyon insanı düşünerek "sayın" dememeniz büyük cesarettir. Barışa hizmet etmek ancak bu şekilde olabilir. 'Sayın' demek sizin cesaretinizi göstermez, bundan emin olun. Benim de teröristbaşı demem cesaretimi göstermez. Tam tersine ben teröristbaşı demediğim zaman kendimi çok cesur hissediyorum. Çünkü bunu dediğim anda buralar her taraftan alkışlara gark olur. Siz de 'sayın' demediğiniz zaman orada alkışlanmazsınız. Eğer barışa hizmet edecekseniz, bir Türk, bir Kürt mantığını oluşturacaksanız bunu hayatımıza sokmak zorundasınız.  Bu bir.

İkincisi  ben sizi çok iyi anlıyorum. 1993-95 arası yıllar terörün, sizin değiminizle 'gerilla savaşının' pik yaptığı yıllardır. Faili meçhullerin sayısız olduğu dönemdir. Bu dönemleri ben canlı calı yaşamış bir insanım.Bunalrı hissetmek lazım. Aynen sizin söylediğiniz gibi, Diyarbakır'ı koklamak lazım, Van'ı koklamak lazım. Elazığ'ın tabelasını değil, Elazığ'ın içini görmek lazım, Urfa'dan nefes almak lazım. Buraları bilmelisiniz. Bilmezseniz kıyılardan ahkam kesmek çok kolaydır.  (Stüdyodaki bazı konukların alkışlamaları üzerine) Lütfen alkışlamayın. Ben alkış için konuşmuyorum. Alkış varsa ben sorunun çözümüne yardımcı olmuyorum demektir. Tam tersine herkes beni eleştiriyorsa, ya da herkes benimle aynı fikirde ama alkışlamıyorsa sorunun çözümüne yardımcı oluyorum demektir." diyerek alkışalrı susturdu.




Yorumlar (8)
kozanlı
19 Nisan 2011 / 23:24
sanki kozan’da türk kürt ayrımı varmış gibi kozan adına konuşuyorsun NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Burak Bağcı
20 Nisan 2011 / 00:45
İyiki ayrım yokmuş. Cümlenin sonunda belli oluyor ayrım olmadığı. Ayrım olsa ne yapıcaktın acaba. Adamımı vuracaktın.
Barış Karabıyık
19 Nisan 2011 / 12:11
Türk çocuğu doğarken sanırım kimse seçerek doğmuyor. Aslında bir kürt, bir alman, bir fransız da doğabilmek mümkündü. Bilmiyorum eğer seçme hakkı verilseydi ve dünyayı yukarıdan izliyor olsaydık yine türk olmayı mı seçerdik. mesela ülkem beni nasıl konumlandırıyor bu hayatda. ne yapmam lazım mesela. annemi inkar mı etmeliyim. yok mu saymalıyım. ona ben seni seçmiyorum. bana bir türk anne getirin mi demeliyim. ben avrupadan en az 30 yıl geriyken ve güney doğu ve doğu anadolu da benden en az 80 yıl geriyken öyle değil mi demeliyim. ben kendi düşüncelerimi batıda da doğuda da söyleyebiliyorum. peki öcalana teröristbaşı, bebek katili gibi sözleri diyarbakır ofis caddesinde söylemediğiniz sürece kime ne faydası var. ya da diyarbakır ofis caddesindeki bir kürt kozanda adnan menderes parkında öcalana sayın diyemiyorsa bu sayının ne anlamı var. bu uğurda 30.000 şehit daha verebiliriz diyenler var. bu uğurda 30.000 şehit daha verebiliriz de neden bir tek şehit dahi verdiğimizde içimiz kan ağlı
cuneyt
21 Nisan 2011 / 12:31
amerikan bizi birbirimize düşürüyor hala eski mantıklar herkesin bildiği konusmalar. yeter artık. ben kürtsem kürtüm sen türksen türksün türkiyenin herhangi bi yerinde doğu veya batı farketmez ingilizce bişey konustugunuzda herkes size imrenerek bakar. aa iki dil biliyor diye. peki ya kürtce konusunca???????????????????????????????
dradar
15 Nisan 2011 / 11:14
tamamen dengeci bir konuşma yapmış. cesaret falan göremedim ben. her iki tarafa da yaranmaya çalışmış. haberiniz okunsun diye mi bu kadar abartıyorsunuz anlamadım.
meric trakya
15 Nisan 2011 / 13:42
’dradar’ adlı yorumcuya aynen katılıyorum.
hasan-ı BİTLİSi
23 Mayis 2011 / 14:09
CESARET her yürekte bulunmaz. ha ben adamı kötülemiyorum konuşmalarıylada cesaretlik bir konuşma mevzubahis değil. adam TERAZİYİ DENGEDE TUTMAYA ÇALIŞMIŞ....
Barış Karabıyık
06 Aralık 2011 / 17:16
Ya Hasan-ı Bitlisi kardeşim gelde Kozan’da aynı konuşmayı yaparak yaşa. Bitliste bu konuşma cesaret olmaz. Diyarbakırda olmaz. Ama Kozan’da utanarak ve sıkılarak söylüyorum ki bu her babayiğidin harcı değildir. Kozan’dan birinin gelip de aksi bir konuşmayı da Bitlis’te Diyarbakır’da yapamayacaklarına kalıbımı basarım. Bu işler hem de hiç menfaatiniz olmadan işiniz olmadan alınacak riskler değildir. Ancak bizler gibi doğruyu her türlü çıkarın üzerinde tutan tek tek sayabileceğin kadar insanlarda var. Bunu bir övünç olarak değil bir utanç olarak söylüyorum.

Yorum Ekle
Adınız :
Mesaj :
gönder


En çok Yorumlananlar
En çok Okunanlar






Türkiye Haritası